Doç. Dr. Hakan GÜNEŞ
Türk Hukukunda Çalınan veya Gasbedilen Motorlu Araçların Karıştığı Trafik Kazalarında Hukuki Sorumluluk Rejimi, Güvence Hesabı ve Rücu İlişkileri
1. Giriş ve Normatif Çerçeve
Modern sanayi ve ulaşım teknolojisinin ürünü olan motorlu taşıtlar, toplumsal yaşamı kolaylaştırmakla birlikte üçüncü kişilerin can ve mal varlığı bakımından sürekli ve yoğun bir tehlike kaynağı teşkil etmektedir. Bu tehlikenin rizikosunu dengelemek amacıyla Türk hukuku, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) m. 85 hükmüyle işleten bakımından kusur şartına bağlı olmayan ağırlaştırılmış bir sebep sorumluluğu (tehlike sorumluluğu) benimsemiştir. Bununla birlikte, motorlu aracın işletenin iradesi dışında hırsızlık veya yağma (gasp) yoluyla elinden çıkması durumunda, aracın işletilmesinden kaynaklanan tehlike üzerinde işletenin fiili ve hukuki hakimiyeti kesintiye uğramaktadır. Kanun koyucu, bu neviden irade dışı tasarrufların üçüncü kişilere vereceği zararları bertaraf etmek ve zarar görenlerin menfaatleri ile araç işleteninin adil sorumluluk sınırlarını dengelemek amacıyla KTK m. 107 hükmünde özel bir sorumluluk rejimi vazetmiştir.
2. Kavramsal Temeller: İşleten Sıfatı ve Tehlike Sorumluluğu
2918 sayılı KTK m. 3 uyarınca işleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Bir kimsenin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, o kimse de işleten sayılır. KTK m. 85/1 gereğince bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa işleten doğan zarardan sorumludur. Bu sorumluluk, 6098 sayılı TBK m. 49'daki genel kusur sorumluluğundan farklı olarak tehlike sorumluluğudur. KTK m. 86 genel kurtuluş beyyinelerini düzenlemekte ise de hırsızlık veya gasp hallerinde özel hüküm niteliğindeki KTK m. 107 uygulama alanı bulur.
3. Çalınan veya Gasbedilen Araçlarda Özel Sorumluluk Rejimi (KTK m. 107)
KTK m. 107/1 hükmü açıkça 'Bir motorlu aracı çalan veya gasbeden kimse işleten gibi sorumlu tutulur' kuralını vazetmiştir. Kanun koyucu kanuni bir kurgu (fictio iuris) ihdas ederek, aracı hırsızlık veya yağma yoluyla fiili hakimiyeti altına alan kişiyi tehlike sorumluluğuna tabi tutmuştur. Dolayısıyla çalan veya gasbeden şahıs, kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmasa dahi KTK m. 85 uyarınca işletenin tabi olduğu ağırlaştırılmış sorumlulukla bağlıdır.
KTK m. 107/1-c.2 uyarınca, aracın çalınmış veya gasbedilmiş olduğunu bilen veya gereken özen gösterildiği takdirde öğrenebilecek durumda olan sürücü de çalan/gasbeden ile birlikte müteselsilen sorumludur. Sürücü çalıntı olgusu bakımından ağır kusurlu veya ihmali ile bunu bilebilecek durumda ise işleten gibi sorumlu tutulur; tamamen iyiniyetli ise işleten gibi sorumlu tutulamaz, yalnızca TBK m. 49 kapsamında şahsi kusuru varsa haksız fiil sorumluluğu doğar.
KTK m. 107/1-c.3 uyarınca asıl işleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden birinin, aracın çalınmasında veya gasbedilmesinde kusurlu olmadığını ispat ederse sorumlu tutulamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihadına göre (E. 2017/3195, K. 2021/1317), işletenin yalnızca hırsızlık vakıasını kanıtlaması yetmez; aracın kapı ve camlarının kapatılması, kontak anahtarının araç üzerinde veya kolayca ulaşılabilecek yerde bırakılmaması gibi objektif özen yükümlülüklerinin eksiksiz yerine getirildiğini ispatlaması zorunludur.
İşleten kusursuzluğunu ispatlarsa ZMSS sigortacısı da teminat dışı kalır ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 14/2-ç gereğince üçüncü kişilerin bedensel zararları Güvence Hesabı tarafından karşılanır; eşya zararları teminat dışıdır. İşleten kusurluysa ZMSS sigortacısı limit dahilinde zararı öder. KTK m. 107/1-c.4 gereğince tazminat ödeyen işleten, asıl faillere (hırsız ve kusurlu sürücüye) rücu hakkına sahiptir.
3.1. Asıl İşletenin Sorumluluktan Kurtulması ve Kurtuluş Beyyinesi
2918 sayılı KTK m. 107/1-c.3 uyarınca işletenin sorumluluktan kurtulabilmesi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden birinin, aracın çalınmasında veya gasbedilmesinde kusurlu olmadığını ispat etmesine bağlıdır. Burada kanun koyucu, KTK m. 86'da düzenlenen genel kurtuluş karinesine ek olarak özel ve ağırlaştırılmış bir kurtuluş beyyinesi ihdas etmiştir. İspat yükü ters çevrilmiş olup, zarar görenin işletenin kusurunu ispatlaması gerekmez; aksine işleten aracı koruma ve gözetim borcunu eksiksiz yerine getirdiğini ispatlamak zorundadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.11.2021 tarihli ve E. 2017/3195, K. 2021/1317 sayılı ilamında vurgulandığı üzere, işletenin sorumluluktan beraat edebilmesi için sadece aracın çalındığını veya gasbedildiğini kanıtlaması yetersizdir. İşleten ayrıca, çalınma veya gasp eyleminde hiçbir kusuru bulunmadığını, durumun gerektirdiği objektif gözetim ve özen borcunu yerine getirdiğini kanıtlamalıdır. Aracın kapı ve camlarının kapatılması, kontak anahtarının araç üzerinde veya kolayca ele geçirilebilecek yerde bırakılmaması bu özenin asgari unsurlarıdır.
Uygulamada özellikle kısa süreli duraklamalarda motorun çalışır vaziyette veya anahtarın kontak üzerinde bırakılması (büfe, akaryakıt istasyonu, bankamatik önü vb.) hallerinde Yargıtay yerleşik olarak işleteni ağır kusurlu saymakta ve KTK m. 85 uyarınca üçüncü kişilerin zararlarından sorumlu tutmaktadır. Benzer şekilde, anahtarların otel, otopark veya işyerinde kilitli olmayan açık askılıklarda denetimsiz bırakılması da özen borcunun ihlali niteliğindedir.
Buna karşılık; aracın kilitli vaziyette park edildiği, camlarının kapalı olduğu, hırsızların camı kırarak veya kilit mekanizmasını tahrip edip düz kontak yaparak aracı çaldığı ya da kontak anahtarının kilitli çelik kasadan zor kullanılarak gasbedildiği durumlarda işletenin özen borcunu ihlal etmediği kabul edilmekte ve işleten KTK m. 107/1 uyarınca sorumluluktan muaf tutulmaktadır.
İşleten sorumluluktan kurtulamadığı takdirde, zarara sebebiyet veren hırsız veya gasp eden ile birlikte üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olmaya devam eder. Ancak zararı tazmin eden işleten, KTK m. 107/1-c.4 gereğince asıl faillere rücu hakkına sahiptir.
3.2. Çalan, Gasbeden ve Durumu Bilen Sürücünün Sorumluluğu
KTK m. 107/1 uyarınca aracı çalan veya gasbeden kimse doğrudan işleten gibi sorumlu tutulmaktadır. Dolayısıyla hırsız veya gasp eden yalnızca şahsi kusurundan değil, KTK m. 85'teki ağırlaştırılmış tehlike sorumluluğundan ötürü üçüncü kişilerin tüm maddi ve bedensel zararlarını tazminle yükümlüdür.
Çalan kişi dışında aracı kullanan üçüncü kişi sürücünün sorumluluğu ise sübjektif durumuna göre belirlenir. Sürücü aracın çalıntı olduğunu biliyorsa veya gereken özen gösterildiği takdirde öğrenebilecek durumda ise (ihmali varsa), KTK m. 107/1-c.2 uyarınca çalan ile birlikte müteselsilen işleten gibi sorumlu tutulur.
Aracın çalıntı olduğunu bilmeyen ve bilmesi de gerekmeyen iyiniyetli sürücü bakımından ise işleten sıfatı doğmaz; bu sürücü ancak kazanın meydana gelmesinde kusuru varsa 6098 sayılı TBK m. 49 kapsamında genel haksız fiil hükümlerine göre sorumlu tutulabilir.
Aracın çalındığını veya gasbedildiğini bilerek binen yolcuların cismani zarara uğraması halinde ise KTK m. 107/2 uyarınca genel hükümler uygulanır. Bu kişiler tehlike sorumluluğunun koruma alanı dışında tutulmuş olup, TBK m. 49 uyarınca haksız fiil hükümlerine ve TBK m. 52 müterafik kusur indirimine tabidirler.
3.3. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve Güvence Hesabı'nın Hukuki Rolü
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartları uyarınca, KTK hükümleri çerçevesinde işletenin sorumlu tutulmadığı çalıntı veya gasp vakıalarında sigortacının tazminat ödeme borcu doğmaz. Dolayısıyla işleten kusursuzluğunu ispatlayarak sorumluluktan kurtulmuşsa, işletenin ZMSS şirketi de zarar görene karşı sorumlu tutulamaz.
İşletenin aracı koruma ve gözetim borcunu ihlal ederek kusurlu bulunduğu hallerde ise ZMSS teminatı ayaktadır; sigortacı üçüncü kişilerin maddi ve bedensel zararlarını poliçe limitleri dahilinde karşılamakla mükelleftir. Sigortacı ödediği tazminat için genel şartlar kapsamında kendi kusurlu sigortalısına ve haksız fiil faillerine rücu imkânını haizdir.
İşletenin kusursuzluğu sebebiyle sorumlu tutulmadığı hallerde zarar gören üçüncü kişileri korumak amacıyla 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 14/2-ç hükmü uyarınca Güvence Hesabı devreye girer. Ancak Güvence Hesabı kural olarak yalnızca bedensel zararları (ölüm, maluliyet, tedavi) karşılar; araç hasarı gibi eşya zararları Güvence Hesabı teminatı dışındadır. Zararı ödeyen Güvence Hesabı, ödediği meblağı çalan veya gasbeden faillere rücu eder.
4. Müteselsil Sorumluluk ve İç Rücu Dinamikleri
Çalıntı araç kazalarında üçüncü kişilere karşı birden çok sorumlunun bulunması halinde müteselsil sorumluluk kuralları işler. KTK m. 107/1 uyarınca farazi işleten sıfatıyla çalan veya gasbeden, durumu bilen sürücü ve kurtuluş beyyinesini getiremeyen kusurlu asıl işleten, zarar görene karşı müteselsilen mesuldür.
4.1. Asıl İşletenin Faillere Rücu Hakkı (KTK m. 107/1-c.4)
KTK m. 107/1 dördüncü cümlesinde açıkça, 'İşleten, sorumlu olduğu durumlarda diğer sorumlulara rücu edebilir' hükmü yer almaktadır. Bu doğrultuda, hırsızlıkta gözetim kusuru bulunması sebebiyle üçüncü kişilere tazminat ödemek zorunda kalan işleten, ödediği tutarın tamamını asıl haksız fiil failleri olan hırsız, gasp eden ve kusurlu sürücüden talep edebilir.
İç ilişkide zararın nihai yükü, hukuka aykırı fiili bizzat ika eden ve kazaya sebebiyet veren hırsız veya gasp edene aittir. İşletenin kusuru yalnızca dış ilişkide zarar görenin korunmasına hizmet eder; iç ilişkide işletenin faillere rücu hakkı tamdır.
İç ilişkideki bu rücu mekanizması, kusursuz sorumluluk hukuku ilkeleriyle de tam bir uyum içindedir. Nitekim tehlike sorumluluğu yalnızca zarar gören üçüncü kişileri korumaya yönelik olup, haksız fiili gerçekleştiren failin sorumluluktan kurtulmasına hizmet etmez.
Bu doğrultuda Türk Borçlar Kanunu m. 167 ve devamı hükümleri uyarınca müteselsil borçlular arasındaki teselsül ilişkisi işletilerek, işletenin ödediği tazminatın tamamını hırsız veya gasp edene rücu etme imkanı güvence altına alınmıştır.
4.2. Güvence Hesabının Rücu Hakkı (5684 s. K. m. 14/7)
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 14/7 ve Güvence Hesabı Yönetmeliği hükümleri uyarınca, çalıntı araç kazalarında işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde üçüncü kişilere bedensel zarar tazminatı ödeyen Güvence Hesabı, ödediği meblağ için kazaya sebebiyet veren haksız fiil faillerine (aracı çalan, gasbeden veya kusurlu sürücüye) halefiyet ve rücu hakkına sahiptir.
Böylece hem kamu düzeni hem de haksız fiil sorumluluğunun caydırıcılık fonksiyonu korunmakta, zararın nihai olarak eylemi gerçekleştiren asıl faillerin üzerinde kalması sağlanmaktadır.
Zarar gören üçüncü kişilerin hak arama hürriyeti kapsamında Güvence Hesabına veya doğrudan sorumlulara karşı ikame edeceği davalarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi (veya Sigorta Tahkim Komisyonu) olup, zamanaşımı süreleri KTK m. 109 hükümleri doğrultusunda belirlenmektedir.
5. Yargıtay İçtihatlarında Özen Yükümlülüğünün Sınırları ve Uygulama
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu kararlarında istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere, motorlu araç malikinin gözetim ve özen borcu objektif bir nitelik taşır. Araç işleteni, aracın üçüncü şahıslarca hukuka aykırı şekilde zilyetliğe geçirilmesini engelleyecek hayatın olağan akışına uygun asgari güvenlik tedbirlerini almakla mükelleftir.
Örneğin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/3195, K. 2021/1317 sayılı kararında; otoparkta veya umuma açık alanda kontak anahtarı üzerinde bırakılarak terk edilen araçların çalınması ve akabinde kazaya karışması olayında işletenin ağır gözetim kusuru bulunduğu ve bu kusurun sorumluluktan kurtulmaya engel teşkil ettiği açıkça hükme bağlanmıştır.
Buna karşın, aracın hırsızlar tarafından camı kırılarak, kapı kilidi patlatılarak veya elektronik immobilizer sistemi kırılarak düz kontak marifetiyle çalındığı durumlarda ise Yargıtay işletene yüklenebilecek bir özen kusuru bulunmadığını kabul ederek KTK m. 107/1-c.3 uyarınca işleteni ve dolayısıyla ZMSS sigortacısını sorumluluktan muaf tutmaktadır.
İşletenin kusursuzluğu sebebiyle sorumluluktan beraat ettiği bu olasılıkta, mağdurların bedensel zararları 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 14/2-ç gereğince Güvence Hesabı'nca karşılanarak mağduriyet önlenmektedir.
6. Karşılaştırmalı Değerlendirme ve Doktriner Tartışmalar
Doktrinde tartışmalı olan hususlardan biri, KTK m. 107/1-c.3'teki kurtuluş beyyinesinin niteliğidir. Baskın görüş, bunun klasik kusur sorumluluğuna dönüş değil, tehlike sorumluluğu içerisinde hafifletilmiş ve ispat yükü tersine çevrilmiş özel bir kurtuluş imkânı olduğu yönündedir. Diğer bir tartışma alanı ise Güvence Hesabı'nın yalnızca bedensel zararları karşılaması ve eşya zararlarını teminat dışı bırakmasıdır; nitekim masum üçüncü kişilerin araç hasarları bakımından hırsızın aczine mahkum edilmesi doktrinde haklı olarak eleştirilmektedir.
7. Sonuç ve Değerlendirme
Türk Karayolları Trafik Kanunu m. 107 hükmü, çalınan veya gasbedilen motorlu araçların sebep olduğu trafik kazalarında adil ve dengeli bir sorumluluk mimarisi tesis etmiştir. Kanun koyucu, hırsız ve gasp edeni doğrudan 'eylemli işleten' sayarak tehlike sorumluluğu ile bağlamış; durumu bilen sürücüyü de teselsüle dahil etmiştir.
İşletenin sorumluluktan kurtulması ise KTK m. 107/1-c.3 uyarınca ters çevrilmiş bir ispat yükü ile işletenin kendisinin veya istihdam ettiği kişilerin aracın çalınmasında hiçbir kusuru bulunmadığını kanıtlamasına bağlanmıştır. Yargıtay'ın yerleşik kararları uyarınca kontak anahtarının araç üzerinde bırakılması veya kolayca ulaşılabilecek şekilde korunmasız bırakılması ağır gözetim kusuru sayılmaktadır.
İşletenin kusursuz bulunarak beraat ettiği hallerde ZMSS devre dışı kalmakta; üçüncü kişilerin bedensel zararları 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 14/2-ç uyarınca Güvence Hesabı tarafından ikame edilmektedir. Zararı karşılayan Güvence Hesabı veya işleten, KTK m. 107/1-c.4 ve Sigortacılık Kanunu m. 14/7 gereğince asıl faillere tam rücu hakkına sahiptir.
KAYNAKÇA
1. Mevzuat: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (m. 3, 85, 86, 107, 109); 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu (m. 13, 14); 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (m. 49, 52, 66, 167); Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları; Güvence Hesabı Yönetmeliği.
2. Yargı Kararları: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/3195, K. 2021/1317, T. 02.11.2021; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/246, K. 2025/391, T. 25.06.2025; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/8152, K. 2024/7512, T. 11.09.2024; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/10241, K. 2023/10064, T. 02.10.2023.
3. Doktrin: Eren, Fikret: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Yetkin Yayınları, Ankara 2023; Kılıçoğlu, Mustafa: Trafik Kazalarından Doğan Hukuki Sorumluluk ve Tazminat Davaları, Turhan Kitabevi, Ankara 2020.
Tandoğan, Halûk: Kusursuz Sorumluluk Hukuku, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara 1981; Ulaş, Işıl: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası), Turhan Kitabevi, Ankara 2012.
Çelik, Ahmet Çelik: Karayolları Trafik Kanunu Şerhi ve Tazminat Hukuku, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2022.